Çalışanların-İşçilerin, Adeta Bir “Eşya” Gibi Kiralanması !

 

Çalışanların-İşçilerin, Adeta Bir “Eşya” Gibi Kiralanması.


İlgili haberler:

  1. Arkadaşlar tayın yerlerimizi yazalım ortak eşya taşıyalım!!!!!
  2. Arkadaşlar aslında eşya taşımak yetmiyor çoğu yerde okuyun lütfen!!!!
  3. Belediyede Çalışan İşçilerin Başka Bir Kuruma Geçmesi
  4. Ankara’da Engellilere Ne Gibi İndirimler Uygulanıyor?
  5. Bakan Çubukçu bölücü eğitim sen gibi düşünüyor!!!
  6. bir erkek gözünüzde hangi durumlarda sinek gibi kalır:))))))))
  7. Yavuz KOCAÖMER’den Tokat Gibi Yazı!
  8. Zabıt katibinin yer (ilçe adliyeleri) seçme gibi hakkı varmıdır?
Etiketler : ------
 

6 Yorum “Çalışanların-İşçilerin, Adeta Bir “Eşya” Gibi Kiralanması !”

  1. Özgür Deniz
     

    Hükümetin güya “işsizliğe karşı” hayata geçireceği Özel İstihdam Büroları, tartışma yarattı.

    Yeni yasa ile bürolar işçilerle geçici iş sözleşmesi yapıp onu rızası olmadan istediği şirkete kiralayacak.

    İşçi kiralayan işveren, işçiye karşı hiçbir sorumluluk taşımayacak.

    http://www.bagkursorgulama.com/haber/143466/

    http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=251607

    http://www.sendika.org/yazi.php?yazi_no=25135&ref=bm

  2. Özgür Deniz
     

    İşçi satışı da yasalaştı

    02 Temmuz 2009 –

    AKP işçi hakları konusunda pervasız bir uygulamaya daha imza attı. İşçilerin alınıp satılması, kiraya verilmesi yasalaştı. 26 Haziran 2009 gece yarısı TBMM’de kabul edilen bir torba yasa ile (5920 Sayılı Yasa) İş Yasası’na eklenen bir hükümle özel istihdam bürolarına işçileri bir başka işverene kiralama (satma) imkânı tanındı. Yasanın gerekçesindeki ifadeyle “özel istihdam büroları aracılığı ile geçici iş ilişkisi kurulabilmesine” olanak tanındı.

    “Mesleki anlamda geçici iş ilişkisi” adını taşıyan yeni düzenlemeye göre özel istihdam büroları iş sözleşmesi yapacağı işçiyi bir başka işverene 18 ay süreyle “geçici işçi” olarak devredebilecek. İşçinin asıl işvereni özel istihdam bürosu olacak. İşçinin devredileceği işverenle geçici iş sözleşmesini özel istihdam bürosu yapacak. Bu yolla güvencesiz düşük ücretli, esnek ve sendikasız kiralık bir işgücü yaratılmış olacaktır.

    Özel istihdam büroları “iş sözleşmesi” yaptığı işçileri talep eden herhangi bir işverene devredebilecek, daha doğru bir ifadeyle kiralayabilecek. İşçiler tıpkı amele pazarları ve köle pazarındaymışçasına alınıp satılacak. Özel istihdam büroları bu satış işlemi üzerinden komisyon alacak. Ücretli kölelik düzeninin daniskası ile karşı karşıyayız. Bu yasa ile geçici işçi çalıştırılması (belirli süreli iş sözleşmeleri) hiçbir koşula bağlanmadan 18 aya kadar uzatılmış, yasada geçici işçilikle ilgili var olan bazı sınırlamalar bypass edilmiş ve işverenlere toplamı işçinin dörtte biri kadar geçici-güvencesiz işçi çalıştırma olanağı tanınmıştır.

    Yasa ile iş hukukunun temeline dinamit konmuş ve anayasal kurallar yok sayılmıştır. Yeni yasada işçinin özel istihdam bürosu ile iş sözleşmesi yapmasından söz edilmektedir. İş sözleşmesi, işçinin iş yapmayı, işverenin de ücret ödemeyi üstlendiği bir sözleşmedir. Oysa özel istihdam bürolarının amacı işçiyi çalıştırmak değil kiralamaktır. İş hukukunun en temel hükümlerinden olan iş sözleşmesini yok edilmiş ve bunun yerine işçi kiralama sözleşmesi getirilmiştir. İşçi tıpkı bir mal gibi kiralanır hale gelecektir. Öte yandan özel istihdam büroları kiralanmak üzere sözleşme yapan işçilerin sendikalaşmaları da olanaksız hale getirilmiştir. Çünkü her işkolu ve sektör için işçi kiralama ve satma işini yürütecek özel istihdam bürolarının işkolu belirsizdir.

    Aslında işçi kiralanması ve satışı halen örtülü biçimde uygulanan bir yöntem; Paravan şirketlerden hizmet alımı adı altında işçi kiralanmakta ve bu şirketlere kiralan işçi başına komisyon ödenmektedir. Örneğin bu şirketler belediyelere kiraladıkları her işçi için yüzde 30 komisyon almaktadır. Üstelik belediyelerin en “güzide” işlerinde de işçi simsarlığı yapılmaktadır. 700 lira işçiye 300 lira cebe. 100 işçi kirala ayda 30 bin lira kazan! Bu modern köle ticareti AKP’li belediyeciğinin en belirgin özelliklerinden biridir.

    Kiralık veya satılık işçi yasası bir yasa tasarısı olarak gündeme gelmedi. Sendikaların Üçlü Danışma Kurulu’nda karşı çıktıkları bu düzenleme AKP’li iki milletvekilinin, İlhan Evcin ve Mustafa Elitaş’ın teklifi ile ve bir oldubitti ile gece yarısı yasalaştı. Her iki vekilin cv’sine baktık. Her ikisi de “iş âleminin”, sermayedar sınıfın mümtaz temsilcileri. Takdir etmek lazım “sınıf bilinci” gelişkin vekiller! Üstelik de güçlü bir “sınıf disiplinine” sahipler. Çünkü bu yasa aslında işveren örgütleri tarafından dikte edildi. İşte ispatı:

    Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) tarafından hazırlanan 3 Kasım 2008 tarihli “Küresel Krize Karşı Alınması Gereken Tedbirler” başlıklı raporun 7. Sayfasında şöyle deniyor: “İş Kanunu’nda değişiklik yapılarak özellikle yeni istihdam imkânı sağlayacak ‘özel istihdam büroları aracılığıyla dönemsel çalışma’ yasalaştırılmalı.” TİSK’in bu talebi iki AKP’li vekil tarafından kâğıda döküldü, AKP hükümetinin ve TBMM’nin AKP’li vekillerinin desteğiyle yasalaştı. Merak ettim AKP’nin sendikacı kökenli vekilleri ne yapmış yasanın müzakereleri sırasında, sesleri çıkmamış.

    Torba yasa işçi satışını yasalaştırmakla kalmadı. İşçinin birikimi olan ve işsizlere ödenmesi gereken İşsizlik Sigortası Fonunun bütçeye ödenek kaydedilmesine, bir diğer ifadeyle yağmalanmasına de olanak sağladı. İşsizlik Sigortası Fonu gelirlerinin dörtte üçü yatırımlarda kullanılmak üzere bütçeye gelir kaydedilecek. Sermayeye kaynak olarak aktarılacak.

    Hükümet işçi hakları konusunda pervasızlık üstüne pervasızlık yapıyor; kamu işçilerine ve çalışanlarına komik zamlar öneriyor, işsizlik sigortasını yağmalıyor, köle işçiliği yasalaştırıyor, Türk-İş üyesi üç sendikanın altını oymak için elinden geleni yapıyor. Kriz yüz binlerce işçiyi işinden ediyor, işçilerin ücretleri yüzde 8,5 düşüyor ve hükümetten hiçbir sosyal önlem yok. Tersine işçi haklarının son kırıntılarını da yok etmekle uğraşıyor.

    Tablo bu! Bu tablonun vebali en az işverenler ve hükümet kadar sessiz ve suskun sendikacıların omuzlarındadır.

    – Aziz Çelik (Birgün)

  3. letsdoit2gather
     

    Bence sendikaların ve Türkiye’de sözde solun ve her daim ana muhalefette kalan Chp’nin beceriksizliğidir bu durum…Ama tabiki biz kalkıp sendikacılara,solculara ve ana muhalefete siz beceriksizler topluluğusunuz diyemiyoruz…

    Mevzu bahis işçilerin hakları ise Bursa,Kocaeli gibi seçmenlerinin büyük bir çoğunluğu endüstriyel bağlamda işçi sınıfı olan şehirlerde bahsettiğiniz yasayı çıkaran partinin oy yüzdelerine bakınız…

    Örgütlü eylemler ve mitingler yaşanan ve yaşanacak olumsuzluklara çare olamaz…

    Ne ekersen onu biçersin…

    Bence işçi sınıfını cehaletten kurtarmaktır esas olan,o da ancak eğitimle, çıkar gözetmeksizin olur onu da sadece laf yapan sendikalar başaraz çünkü burada amaç üzüm yemek değil bağcıyı dövmektir…

  4. Özgür Deniz
     

    Vahşi Kapitalizmde Köle Tüccarlığı

    “Özel İstihdam Büroları”

    Kapitalizmin krizi derinleştikçe; emekçilere karşı vahşeti de yeni boyutlar kazanıyor.

    Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu’nun 3 Kasım 2008 tarihli raporunun 7. maddesinde yer vererek hükümete ilettiği ‘Özel İstihdam Büroları aracılığı ile Dönemsel Çalışmanın Yasalaştırılması’ talebi AKP hükümeti tarafından kabul edilerek 5920 Sayılı torba yasa ile yerine getirildi.

    Bizler biliyoruz ki, her faşist düzenlemeye, her saldırı operasyonuna, her türlü gerici uygulamaya kamuyu manüpile edici isimler koyma kurnazlığı bu yasada da gösterildi. Ücretli köle tüccarlarının adı ‘Özel İstihdam Bürosu’, işçinin yaptığı işin adı da ‘Mesleki Anlamda Geçici İş İlişkisi’ oldu. Sermaye sınıfı krizden, yoksulluktan, açlıktan, çaresizlikten sermaye elde etmek, açlığı ve çaresizliği kullanarak birikimini hızlandırmak istiyor.

    Bu amaçla çıkarılan yasa ile neler yapılacak?

    Özel İstihdam Büroları, işçilerle iş sözleşmeleri yapacak ve işçiyi talep eden herhangi bir patrona devredecek. Bunun anlamı, işçi kendini özel istihdam bürosu denilen ücretli köle ticarethanesine, iş sözleşmesi adı altında emeğini satacak; o da işçiyi çalıştıracak patrona ‘devir’ adı altında geçici ve güvencesiz olarak kiralayacak. Ücretli köle tüccarı bu işlemden komisyon adı altında alacağı bir bedeli, cebine indirecek.

    Bu yasa ile işçi sınıfının tarihsel olarak büyük mücadele ve bedeller ödeyerek elde etmiş olduğu, bir takım haklar ortadan kalkacaktır. Gerek İş Kanununda gerekse de bireysel iş hukukunda kısmen de olsa uygulanan birçok bireysel hak, sekiz saatlik çalışma, kıdem tazminatı, fazla mesai ücreti ve haftalık ve yıllık izin gibi bazı temel haklar uygulanamayacaktır. Yine İş Kanununda tanımlanan Asıl işverenin taşeron ile olan müşterek ve müteselsil sorumluluğu da ortadan kaldırılacaktır. Patronların iş güvencesi olmayan işçi çalıştırma oranı yükselecek, sendikasızlaştırma hızlanacak, işçilere sürekli iş ve mekan değiştirilerek grev ve toplu sözleşmelerden doğan haklar fiilen uygulanamaz hale getirilecektir. Bugün zaten dibe vurmuş olan insanca yaşam hakkı tamamen ortadan kalkacak, patronlara işçiyi istedikleri gibi kullanma, ezme, daha derinlemesine sömürmesine neden olacaktır. Bu şekilde çalışan işçinin kıdem tazminatı, sosyal güvenlik hakkı gibi temel hak ve taleplerinin hangi patron tarafından karşılanacağı da belirsiz içinde olacaktır. İşçilerin sürekli mekan ve iş değiştirmesine bağlı olarak işçiye verilecek eğitimlerin azalması nedeniyle iş kazaları artacaktır.

    Bu tarz çalışma hayatına ülkemiz Tuzla tersaneleri örneğinde tanıktır. Tarif edilen çalışma şartlarının uygulandığı ‘bu ölüm havzasında’ daha dün Hüseyin Kırgül isimli bir işçi öldü ve bir işçi de ağır yaralıdır. Ve bugün bu havzada ölüm sayısı 100’ü geçmiştir.

    Açlık, yoksulluk ve örgütsüzlükle terbiye edilmeye çalışılan işçiler, yasanın kendilerine tanıdığı her türlü hakkı, işten atılma korkusuyla zaten kullanamıyorlardı. Bu yasa ile bu haklarını artık hiç kullanamayacaklar. İşçiler, özel istihdam bürosu denilen tüccara, mevcut yasanın kendilerine tanıyor göründüğü her türlü haktan fiilen vazgeçeceklerdir.

    Çağdaş Hukukçular Derneği olarak, egemenler tarafından uygulanan her türlü sömürü ve baskı politikasına karşı verilecek mücadele de işçilerin, ezilenlerin yanında olacağımızı yineliyoruz.

    Sömürü kanıksandı, yoksulluk kitleselleşti.

    Yoksulluk ve açlık kanıksandı; şimdi kölelik dayatılıyor.

    Gericiliğin her zaferi tarihsel yenilgiyle malüldür. Bu gerçeği onlara göstermek işçi sınıfının elindedir.

    Saygılarımızla. 09.07.2009

    ÇAĞDAŞ HUKUKÇULAR DERNEĞİ

    GENEL MERKEZİ

    Çağdaş Hukukçular Derneği

    Genel Merkezi

    İlkiz Sok. No:18/3 Sıhhiye / ANKARA

    90 312 232 36 69

    http://www.cagdashukukculardernegi.org

  5. Özgür Deniz
     

    Vahşi Kapitalizmde Yeni Köle Tüccarlığı:

    Özel İstihdam Büroları, işçilerle iş sözleşmeleri yapacak ve işçiyi talep eden herhangi bir patrona devredecek. Bunun anlamı, işçi kendini özel istihdam bürosu denilen ücretli köle ticarethanesine, iş sözleşmesi adı altında emeğini satacak; o da işçiyi çalıştıracak patrona ‘devir’ adı altında geçici ve güvencesiz olarak kiralayacak. Ücretli köle tüccarı bu işlemden komisyon adı altında alacağı bir bedeli, cebine indirecek.

    Açlık, yoksulluk ve örgütsüzlükle terbiye edilmeye çalışılan işçiler, yasanın kendilerine tanıdığı her türlü hakkı, işten atılma korkusuyla zaten kullanamıyorlardı.

    Bu yasa ile bu haklarını artık hiç kullanamayacaklar. İşçiler, özel istihdam bürosu denilen tüccara, mevcut yasanın kendilerine tanıyor göründüğü her türlü haktan fiilen vazgeçeceklerdir.

  6. Özgür Deniz
     

    letsdoit2gather

    Gözü bağlı bir kurban, içinde bulunduğu bilinç bulanıklığı içerisinde, “kurtarıcım” diye katiline sarılırmış. Bu durum psikolojide “KATLİNE AŞIK OLAN KURBAN SENDROMU” olarak da adlandırılır.

    Tıpkı; işsizliğin, yoksulluğun, sefaletin, sömürünün milyonlarca insana hayatı dar ettiği ülkemizde, tüm bunların sebebi sermaye iktidarlarına (AKP gibi)payanda olan, bilinçsiz ve kandırılmış emekçi yığınların durumu gibi.

Yorumla