Ehl-i sünnet vel cemaat

 

SUAL: Doğru olan, sadece ( bir, hemen, safi ) Ehl-i sünnet vel cemaat fırkası mıdır?

CEVAP

Evet, sadece Ehl-i sünnet vel cemaat fırkasıdır. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:

(Ümmetim, 73 fırkaya ayrılacaktır. Bunlardan 72’si, Cehenneme gidecek, yalnız bir ( eş, aynı, yek ) fırka kurtulacaktır. Cehennemden kurtulacak olan tek fırka, benim ve Eshabımın yolunda gidenlerdir.) [Tirmizi, İbni Mace]

Ehl-i sünnet vel cemaat, sünnet ve cemaat ehli demektir. Eshab-ı kiram, Peygamber efendimizin cemaatidir. Sünnet de, Peygamber efendimizin yolu demektir.

Demek ki, (Ben, sadece Kur’ana ve sünnete yapışırım) demek yetmiyor. Eshab-ı kiramı sevmek ( okşamak, âşık olmak, hoşlanmak ) ve onların yolunda olmak da şarttır. Peygamber efendimiz, (Sadece benim yolumdan gidenler cennetliktir) demedi. (Benim ve Eshabımın yolunda gidenler) buyurdu. Bu çok önemli bir inceliktir. Eshab-ı kiramın tamamını sevmek, sadece ( yalnızca, bir, hemen ) Ehl-i sünnet fırkasına nasip olmuştur. Şu halde, doğru yolda olmanın ölçüsü, Resulullahın ve Eshabının yolunda olmaktır. Her grup, ben Ehl-i sünnetim diyebilir. Bunu öğrenmenin, yolu da vardır. Allahü teâlâ, İslamiyet’i doğru olarak öğrenmek isteyene, bunu nasip edeceğine söz verdi. Allah sözünden dönmez. İki âyet-i kerime meali:

(Doğru yolu arayanları, saadete ulaştıran yollara kavuştururuz.) [Ankebut 69]

(Allah, kendisine yöneleni doğru ( sevap, akıllıca, güzel ) yola iletir.) [Şûra 13]

O halde, Allahü teâlânın sözüne güvenmeli, (Biz kesin ( kesinlikle, kemiksiz, kategorik ) doğru yoldayız) desek de, yine, (Ya Rabbi, kimler doğru yolda ise, senin rızan kimlerle ise, bana onları sevmeyi, onlarla beraber olmayı nasip eyle) diye dua etmelidir. Eğer doğru yolda isek, duanın bir zararı olmaz. Yanlış yolda isek, ihlasla yaptığımız dua sebebiyle doğruya kavuşmuş oluruz. Herkes böyle dua etmelidir. Hâşâ Allahü teâlâ, beni yanlış yola sokar sanmamalıdır.


İlgili haberler:

  1. İmam,hayati bir konuda verdiği sözü tutmaz”Akşamdan sabaha fikir değişir”derse Cemaat neler yapmazki
  2. Sufiler ve İtikadi Meseleler
  3. Dört mezhepten birine uyulmazsa
  4. Unutulan Sünnetler ve Farzlar
  5. ***ALLAH (c.c.) rızasını kazanmak isteyen kardeşler,aciiill lütfen…***
  6. Kuran’ın Peygamberi
  7. Gül, Doğu Türkistan’da
  8. & Birleştirilmiş Özeleştiri Başlığı &
Etiketler : ----
 

30 Yorum “Ehl-i sünnet vel cemaat”

  1.  

    EHL-İ SÜNNET OLMAK İÇİN

    Sual: Türkiye’de ve dünyada çeşitli gruplar var. Hemen her grup (Sadece ehl-i sünnet olan biziz) diyor. Grupların Ehl-i sünnet olup olmadıkları nasıl bilinir?

    CEVAP

    Bilinmesi çok kolaydır. Çünkü Ehl-i sünnet itikadı bellidir. Bunlara inanan Ehl-i sünnettir, inanmayan bid’at ehli veya kâfir olur. Ehl-i sünnet itikadından önemli olanlardan bazıları şunlardır:

    1- Amentü’deki altı esasa inanmak. [Hayrın, şerrin ve her şeyin Allah’tan olduğuna inanmak. İnsanda irade-i cüziye vardır. İşlediği günahlardan mesuldür.]

    2- Amel, imandan parça değildir. Yani ibadet etmeyen veya günah işleyen mümine kâfir denmez. [Vehhabiler, (amel imanın parçasıdır, namaz kılmayan ve haram işleyen kâfirdir) derler.]

    3- İman artıp eksilmez. [Parlaklığı artıp eksilir.]

    4- Kur’an-ı kerim mahluk [yaratık] değildir.

    5- Allah mekândan münezzehtir. [Vehhabiler, (Allah gökte veya Arşta) derler. Bu küfürdür.]

    6- Ehl-i kıble tekfir edilmez. [Vehhabiler, kendilerinden başka herkese kâfir derler.]

    7- Kabir suali ve kabir azabı haktır.

    8- Gaybı yalnız Allah bilir, dilerse enbiya ve evliyasına da bildirir.

    9- Evliyanın kerameti haktır.

    10- Eshab-ı kiramın hepsi cennetliktir. [Rafiziler, (Beşi hariç sahabenin tamamı kâfirdir) derler. Halbuki Kur’anda, tamamı cennetlik deniyor.] (Hadid 10)

    11- Ebu Bekr-i Sıddık, eshab-ı kiramın en üstünüdür.

    12- Mirac, ruh ve bedenle birlikte olmuştur.

    13- Öldürülen, intihar eden eceli ile ölmüştür.

    14- Peygamberler günah işlemez.

    15- Bugün için dört hak mezhepten birinde olmak.

    16- Peygamberlerin ilki Âdem aleyhisselam, sonuncusu Muhammed aleyhisselamdır. [Vehhabiler, Hazret-i Âdem’in, Hazret-i Şit’in, Hazret-i İdris’in peygamber olduğunu inkâr ederler. İlk peygamber Hazret-i Nuh derler. Önderlerine resul [Peygamber] diyen bazı gruplar da, (Nebi gelmez, ama resul gelir) derler. Bunun için de Resulüm diyen zındıklar türemiştir.]

    17- Şefaate, sırata, hesaba ve mizana inanmak.

    18- Ruh ölmez. Kâfir ve Müslüman ölülerin ruhları işitir.

    19- Kabir ziyareti caizdir. İstigase, yani Enbiya ve evliyanın kabirlerine gidip, onların hürmetine dua etmek ve onlardan yardım istemek caizdir. [Vehhabiler ise buna şirk derler. Bu yüzden Sünnilere ve Şiilere müşrik, yani kâfir derler.]

    20- Kıyamet alametlerinden olan Deccal, Dabbet-ül-arz, Hazret-i Mehdi’nin geleceğine, Hazret-i İsa’nın gökten ineceğine, güneşin batıdan doğacağına ve bildirilen diğer kıyamet alametlerine inanmak.

    İmam-ı a’zam hazretleri (Kıyamet alametlerine tevilsiz inanmalı) buyuruyor.

    Bir hadis-i şerif meali:

    (Güneş batıdan doğmadıkça, Kıyamet kopmaz. O zaman herkes iman eder, ama iman artık fayda vermez.) [Buhari, Müslim]

    Güneşin batıdan doğmasını, (Avrupa Müslüman olacak) diye tevil etmek, imam-ı a’zamın sözüne aykırıdır. Hiçbir İslam âlimi tevil etmemiştir. Hâşâ Resulullah, bilmece gibi mi söz söylüyor? Böyle tevil etmek, (elma dersem çık, armut dersem çıkma) demeye benzer. Nitekim (Salat, duadır, namaz diye bir şey yok) diyenler çıkmıştır. O zaman ortada din diye bir şey kalmaz. Bir de Avrupa Müslüman olunca, iman niye fayda vermesin? Güneşin batıdan doğması, ilmen de mümkündür. Dinsizler itiraz eder diye zoraki tevile gitmek gerekmez. Allahü teâlâ, dünyayı şimdiki yörüngesinden çıkarır, başka yörüngeye koyar. Dönüşü değişince, güneş batıdan doğmuş olur.

    21- Ahirette Allahü teâlâ görülecektir.

    22- Kâfirler Cehennemde sonsuz kalır ve azapları hafiflemez, hatta gittikçe artar.

    23- Mest üzerine mesh caizdir.

    24- Sultana isyan caiz değildir.

    (Bu bilgiler, Fıkh-ı ekber, Nuhbet-ül-leali, R. Nasihin, Mek. Rabbani, F. Fevaid’den alınmıştır.)

  2.  

    Cenab ı Allah hepimizi bu dogru itikat üzere yaşamamızı nasip eylesin

  3.  

    amin

  4.  

    aminnn

  5.  

    aminnn

    Allah razı olsun

    “tekrarda fayda vardır 180 kerede olsa” diye bir hadis-i şerif var inşaAllah yanlış hatırlamıyorumdur

  6.  

    anladığım kadarıyla ehli sünnetin ne olduğunu belirleyen insanlar.Kuran da bununla ilgili net bir ifade yok.sadece insani yorumlar…

  7.  

    EHLİ SÜNNET İTİKADININ ÖNEMİ

    İtikadımızı düzeltmeliyiz. İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:

    İtikad edilecek şeylerde, bir sarsıntı olursa, kıyamette Cehennemden hiç kurtulmak olmaz. İtikad doğru olup da işlerde [ibadetleri yapmakta, haramlardan kaçmakta] gevşeklik olursa, tevbe ile ve belki tevbesiz de af olabilir. Eğer af olunmazsa, Cehenneme girse bile, sonunda yine kurtulur. İşin aslı, temeli itikadı düzeltmektir. (1/193)

    Yine İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:

    Her müslüman, Ehl-i sünnet itikadını öğrenmeli, imanını buna göre düzeltmelidir. Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarında yazılı olan itikada uymayan fena, bozuk itikadlar, imanlar, yani bunlara gönül bağlamak, gönlü öldüren bir zehirdir. İnsanı sonsuz azaba götürür. Amelde, ibadetlerde tembellik, gevşeklik olursa, affolunabilir. Amma itikadda gevşek davranmak affolunmaz. Allahü teâlâ buyuruyor ki:

    (Allah [ahirette] şirki [küfrü, bozuk imanı] asla affetmez. Diğer bütün günahları ise, istediği kimselerden affeder.) [Nisa-48]

    O halde ölmeden önce itikadı düzeltmelidir. (2/67)

  8.  

    Doğru olan sadece Ehli Sünenttir diye birşey söz konusu olamaz. Mezhep taassubu yapmayalım.

  9.  

    HAYIR DOĞRU OLAN SADECE EHL-İ SÜNNETTİR DİĞERLERİ BATILDIR.

  10.  

    İyide bunu bir mezhep adı yapamazsınız.. Şia’ya sorsanız onalrda ehli sünnettirler… PEygamber Efendimizin hadislerine göre yaşarlar… Tek farkla bizim bazı ravilerin hadislerini kabul etmezler…

    İmam Şafi ile İmamı Azamın hadis kabul etmedeki kriter farklılıkları gibi…..

    Aramızda pek fark yok… Farklılıklar sadece siyasi… Onu da hallederiz…

  11.  

    EHLİ SÜNNET KRİTERİ

    Her fırka, her grup, benim yolum doğru diyor. İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:

    Hadis-i şerifte, müslümanların 73 fırkaya ayrılacakları bildirildi. Bu 73 fırkadan herbiri, İslamiyet’e uyduğunu, Cehennemden kurtulacağı bildirilen bu fırkanın kendi fırkası olduğunu söylemektedir. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:

    (Her fırka, doğru yolda olduğunu sanarak, sevinmektedir.) [Müminun 53 ve Rum 32]

    Bu çeşitli fırkalar arasında kurtuluş fırkasının alametini Peygamber efendimiz bildirmiştir:

    (Bu fırkada olanlar, benim ve Eshabımın gittiği yolda bulunanlardır.) [Tirmizi]

    Peygamber efendimiz, kendini söyledikten sonra, Eshab-ı kiramı da söylemesine lüzum olmadığı halde, bunları da söylemesi, (Benim yolum, Eshabımın gittiği yoldur. Kurtuluş yolu, yalnız Eshabımın gittiği yoldur) demektir. Eshab-ı kiramın yolunda giden, elbette Ehl-i sünnet vel cemaat fırkasıdır. Cehennemden kurtulan fırka, yalnız bunlardır. (C.1, m.80)

    Bugün çok kimse de kendilerinin Ehl-i sünnet olduğunu söylüyor. Bu bakımdan Ehl-i sünnet itikadının ne olduğunu bilmek şarttır. Bu bilindikten sonra doğruyu, hakkı bilmek zor olmaz.

  12. gülümse:)))
     

    Ehli sünnet diye bir ayrım kuranı kerimde geçmektemidir. ehli sünnet olma şartlarını kim koymuştur. ehli sünnet olmayanlar kafirmidir.

  13.  

    EHLİ SÜNNET İTİKADINI ORTAYA KOYAN

    Ehl-i sünnet itikadını ortaya koyan Resulullah efendimizdir. İman bilgilerini Eshab-ı kiram bu kaynaktan aldılar. Tâbiin-i izam da bu bilgilerini, Eshab-ı kiramdan öğrendiler. Daha sonra gelenler, bunlardan öğrendiler. Böylece, Ehl-i sünnet bilgileri bizlere nakil ve tevatür yoluyla geldi. Bu bilgiler akıl ile bulunamaz. Akıl bunları değiştiremez. Akıl, bunları anlamaya yardımcı olur. Yani, bunları anlamak, doğruluklarını, kıymetlerini kavramak için akıl lazımdır. Hadis âlimlerinin hepsi, Ehl-i sünnet itikadında idiler. Amelde dört mezhebin imamları da bu mezhepte idi. İmam-ı Matüridi ve imam-ı Eşari de Ehl-i sünnet mezhebinde idi. Bu her iki imam, hep bu mezhebi yaydılar. Sapıklara karşı ve eski Yunan felsefesinin bataklıklarına saplanmış olan maddecilere karşı bu tek mezhebi savundular. Bu iki büyük Ehl-i sünnet âliminin zamanları aynı ise de, bulundukları yerler birbirinden ayrı ve karşılarındaki saldırganların düşünüş ve davranışları başka olduğundan, savunma metotları ve tenkitleri birbirinden farklı olmuş ise de, bu hâl, yollarının ayrı olduğunu göstermez. Bunlardan sonra gelen yüzbinlerle derin âlim ve veliler, bu iki yüce imamın kitaplarını inceleyerek ikisinin de, Ehl-i sünnet mezhebinde olduklarını söz birliği ile bildirmişlerdir.

  14.  

    EHL-İ SÜNNET KASİDESİ

    Ehl-i sünnet itikadı, sana önce, lazım olan,

    Yetmişüç fırka var, amma, Cehennemlik geri kalan,

    Müslümanlar, hep sünnidir; cümlenin reisi Numan.

    Cennet ile müjdelendi; imanda bunlara uyan.

    İtikadı sağlam edip; sonra İslamiyet’e bağlan!

    İslamın beş şartını yap; haramlardan sakın heman!

    Bir günahı işler isen, tevbe et, kaçırma zaman!

    Kim ki uymaz İslam’a, bir gün olur, elbet pişman.

    Dinsize sakın aldanma, mahv olursun sen de, aman!

    Tatlı söze inanırsan; olur sonra, halin yaman!

    İki yüzlüler çoğaldı: dışı melek, içi yılan,

    Tuzağa düşürmek için; dost görünür, hem de candan.

    Herkes kendin haklı sanır: Kötü der, bana uymayan.

    İslamiyet terazidir, odur haklıyı ayıran!

    İslam’a uymayan bil ki; doğru yoldan sapık insan.

    Bu söze inanır elbet: Tarihi iyi anlayan.

    Neden doktora koşuyor; herhangi bir yeri ağran?

    Çünkü, ölmek sevmez kimse; her şeyden daha tatlı, can.

    Sonsuz yaşamak arzusu; bende yoktur, var mı diyen?

    Ölmek, yok olmak değildir; kabir hayatına inan!

    Cennet sonsuz, Cehennem de; haber verdi, bunu Kur’an,

    Sonsuz dertten sakınmalı; hatta, olsa da, bi güman,

    Buna inanmayan da var; yarasa kaçar ziyadan.

    Karga çöplükten tad alır; bülbüldür, gülü arayan.

    İslamı elbet sevemez, nefse, keyfe düşkün olan.

    Bu ikisi, bir olur mu? Ayrıdır iyi, fenadan!

    Müslümanlar, hakkı tanır, her mahluka eyler ihsan,

    İmansızlar, yılan gibi; lezzet alır can yakmaktan.

    Aman ya Rabbi elaman; ne müşkilmiş ahir zaman,

    Din bilgisi unutuldu; pek azaldı namaz kılan,

    Mason olanlar, sinsice; dini yıkmakta her yandan,

    Komünistlerde işkence; Müslümana ölüm, zından.

    Bugünkü şaşkın halleri, eylemişti, Resul beyan.

    Demişti: (Bir gün gelecek; garib olur, bana uyan.

    Her evde, çalgı çalınır; işitilmez olur ezan,

    Âlim bulunmaz bir yerde, cahillere kalır meydan!

    Müminler, olur zavallı; kafirler, sanki Süleyman,

    Kadına uyar her erkek; olur evde hakim, zenan,

    Yüksek binalar yapılır; kelb dişi gibi apartman.

    Yolculuk süratli olur; uzaklık kalkar aradan.

    Zeka, çok şey bulursa da; gaflet, gitmez insanlardan.)

    Birgivi kitapta yazdı, eyledi çok hadis beyan:

    Kıyamet alametleri, çıkar, birbiri ardından,

    Alametlerin meşhuru, sarhoş olur; pek çok kesan.

    Âlim diye tanıtılır, dinden haberi olmayan.

    Zâlime ikram olunur, kurtulmak için beladan.

    Hayasızlık pek çoğalır, deyyuslara kalır meydan,

    İnsanların en alçağı, Moskova’da okur ferman.

    Herkes kendin âlim sanır, Müslümana denir nadan.

    Doğru konuşan azalır, yalancı söyler durmadan.

    Çok medh edilen kimsede, bir zerre bulunmaz iman,

    Erkekler de kadın gibi, ipek giyer, sıkılmadan.

    Gına, zina sanat olup, kız yerine geçer oğlan.

    Kadınlar dar libas giyer, hep açılır baldır, gerdan.

    Fitne kaplar her tarafı, adam öldürülür yoktan.

    Bidat yayılır her yere, kalmaz sünnetlere uyan.

    Deccal gibi vicdansızlar, uydururlar binbir yalan,

    Bir kimse doğru söylerse, saldırırlar her taraftan.

    Erkekler dinini bilmez, taşkınlık eder çok nisvan,

    Emir-i maruf unutulur, fısk emir eder şaklaban.

    İslamiyet kötülenir, haram işlenir her yandan.

    Müslümanlık lafda kalır, ses için dinlenir Kur’an.

    Mümine gerici denir, kayrılır mürtet olan.

    Bunların hepsi muhakkak, olur kıyamet kopmadan.

    Büyük alamet Deccaldir, çıkacağı yer, Horasan.

    Sonra, Şam’daki Camie İsa inecek semadan.

    Bir hadisde buyuruldu, (Kızım Fatıma evladından,

    Babası Abdüllah olan, Mehdi adında bir civan.

    Çıkıp dine kuvvet verir, cihana yayılır iman,

    İsa aleyhisselamla, birleşerek ol pehlivan.

    Deccalı da öldürürler, dünya dolar adl-ü eman.

    Yecüc Mecüc adındaki, kavim çıkar sed ardından.

    Sayısı milyonlarcadır, her tarafda dökerler kan.

    Dabbet-ül-erd çıkar sonra, Mekke’de Safa altından.

    Dağ kadar bir hayvandır, ayırır iyiyi fenadan.

    Daha sonraki alamet, güneş, doğacaktır garbdan.

    Kafirler bunu görünce, imana gelecek ceman,

    Fakat, kabul olmaz artık, doğru yola gelen mihman.

    Alametlerin biri de, Aden’den çıkan bir duhan.

    Kâ’beyi yıkacak hem de habeş renkli birkaç yaban,

    Yer yüzünde kalmayacak, büyük nimet olan Kur’an.

    Müslümanlar hep ölecek, yaşayacak Ehli tuğyan.

    Her kötülüğü yapacak, insan adlı canaveran,

    Lakin Hicazdan bir ateş, verip herkese heyecan.

    Şaşkın, azgın dolaşırken, kıyamet kopar na-gehan.

    Daha neler olur, amma söyleyemez onu, lisan.)

    Ne hazindir, ne yazıktır; Mabud oldu, falan filan,

    İlahi, sen korumazsan, olur hep sonumuz giryan.

    Bu irtidad modasında; işimiz suç, günah, isyan.

    İnsanlar, yolu şaşırdı; gemisin kurtaran kaptan!

    Etrafımın zulmetinden, beni de kapladı nisyan.

    Ömür geçti, pek süratle, uyan gönül, artık uyan!

    Hep, bu dünyaya çalıştın; ahiretin oldu ziyan.

    Düştün bedenin peşine, kalbini eyledin viran.

    Akla, ilme hiç uymadın; nefis oldu, sana kumandan,

    Geçti gençlik, hep gafletle; dünya hırsındasın elan.

    Nasihat hiç dinlemedin; yoldan çıktın, sanki sekran.

    Dünya zevklerine daldın; şimdi halin ah-ü figan.

    Hainler aldattı seni; sandın sonsuz bu deveran.

    Didinmeler, boşa gitti; yar olmadı, servet saman!

    İslam’a uyan kimse, anladım olur şadüman,

    Ne yazık, ömrü uçurdum, yeis çöktü, her taraftan,

    Keşke, Kur’ana uysaydım; olurdum, ebedi sultan,

    Dünyaya malik olsa da; kalmıyor insan bi payan!

    Hani Dara ve İskender; hani Roma, hani Yunan?

    Hani Nemrud, hani Firavn; hani Karun, hani Haman?

    Hani Cengiz, hani Hitler! nesi kaldı, zikre şayan?

    Edison, Markoni, Pastör, ahirette bulmaz ihsan!

    Dünyaya fayda verenler; sanma olur, kamil insan!

    Yılandan tiryak yapılır; zehir olur bazen derman!

    Sakın bakma görünüşe, insanın kemali, iman!

    İman eden, tembel olmaz; çalışınız! diyor Sübhan,

    Tembeli ve gericiyi; zem etti Nebiy-yi zişan,

    Bir hadisde buyurdu ki (Rabbe mahbubdur, çalışan!)

    Ruhu da, düşünmek lazım; hep bedeni besler, hayvan!

    Bu bedenin sağlamlığı; geçer, sanki ab-ı revan!

    Evet, beden lazım, Çünkü; odur, ruhumuz taşıyan.

    Her birin korumak gerek, böyle olmalı, Müslüman!

    Nebiyyullah, boş durdu mu? İyi düşün, eyle izan!

    Eshabın hepsi olmuştu; sulhda üstad, harpte arslan.

    Bunları bildiğim halde, nefse uydum, halim lerzan.

    Günahlardan sakınmadım; böyle mi olurdu şükran?

    Hilmi ümidini kesme, Rabbinin ismidir, Rahman!

    İlahi imdad et bize; etrafımız sarmış düşman!

    Kitab, gazete, film, radyo; olmuş hepsi birer şeytan.

    Bunlar doğruyu gösterse; olur idi, hepsi burhan.

    Bilgi, fen kaynakları da; niye aceb, böyle husran?

    Yeni fizik, modern kimya seni gösteriyor, her an!

    Her zerre diyor, Allah var; atomdan ta be asüman!

    Fakat, bunları gören yok; kalplerden silinmiş irfan.

    Hakka inad edenlere; olur dünya elbet zindan!

    Avrupa, Amerika hem; Asya’da da, niçin buhran?

    Çünkü, Hakkı görmüyorlar; kafalarını sarmış duman,

    Maddede yükselmiş amma; haberi yok insanlıktan!

    Rahat, huzur beklenir mi komünizm ve masonluktan?

    Seadete kavuşamaz; İslamlıktan uzaklaşan!

    Moskova radyosu her gün; dine çattı, bu Ramazan.

    Çok alçakça, pek namerdce; İslam’a eyledi bühtan.

    Küfür, devam ederse de; zâlimler kalkar aradan,

    Zâlime imhal ederim; ihmalim yok! dedi Yezdan.

    Müslümanlar üzülmesin; Kuranı hıfz eder Deyyan!

    Tarihde hep böyle oldu; küfürde geldi, Peygamberan,

    Dünyayı zulmet basınca; doğar idi şems-i taban,

    Şimdi de hidayet şemsi; doğacak, Anadoludan!

    Hidayete ermek için; Habibullah, verdi imkan!

    Habib ne demek? Düşünse; kemalini anlar, insan.

    Ya Rab! büyük nebidir O; köleleri, olur sultan!

    Bir kalbe sevgisi dolsa; eder envar, ondan feyzan.

    Niye görünmüyor o şems? Ama olmuş, bütün cihan,

    Sonsuz nimet, büyük şeref; Onu sevmekte, bi güman.

    Onun sevgisine vallah; malım, canım olsun kurban!

    Şekerin tadını bilmez; ağzına koymayan bir an.

    Günahkârım, yüzüm kara; fakat kalbim, aşkla leman.

    Aşkile pek çok yaş döktüm; şahiddir, hak-i Erzincan!

    Bu sevgi, cürme son verdi; halim oldu, nale figan.

    Bilinmez son nefes, amma; seadete budur nişan!

    Nimet, Onu sevmek imiş; oldu bana şimdi ıyan!

    Habibin yanında olsun; bu aşkı bizlere sunan!

  15.  

    hammad anladığım şu ehli sünnet kabul edilen mezhepler,bi teori sadece.ama ehli sünnet kabul edilmeyenlerinde teorileri var.güç kimde ise doğru odur.öz bu bence.

  16.  

    EHL-İ SÜNNET OLMAK İÇİN

    Sual: Türkiye’de ve dünyada çeşitli gruplar var. Hemen her grup (Sadece ehl-i sünnet olan biziz) diyor. Grupların Ehl-i sünnet olup olmadıkları nasıl bilinir?

    CEVAP

    Bilinmesi çok kolaydır. Çünkü Ehl-i sünnet itikadı bellidir. Bunlara inanan Ehl-i sünnettir, inanmayan bid’at ehli veya kâfir olur. Ehl-i sünnet itikadından önemli olanlardan bazıları şunlardır:

    1- Amentü’deki altı esasa inanmak. [Hayrın, şerrin ve her şeyin Allah’tan olduğuna inanmak. İnsanda irade-i cüziye vardır. İşlediği günahlardan mesuldür.]

    2- Amel, imandan parça değildir. Yani ibadet etmeyen veya günah işleyen mümine kâfir denmez. [Vehhabiler, (amel imanın parçasıdır, namaz kılmayan ve haram işleyen kâfirdir) derler.]

    3- İman artıp eksilmez. [Parlaklığı artıp eksilir.]

    4- Kur’an-ı kerim mahluk [yaratık] değildir.

    5- Allah mekândan münezzehtir. [Vehhabiler, (Allah gökte veya Arşta) derler. Bu küfürdür.]

    6- Ehl-i kıble tekfir edilmez. [Vehhabiler, kendilerinden başka herkese kâfir derler.]

    7- Kabir suali ve kabir azabı haktır.

    8- Gaybı yalnız Allah bilir, dilerse enbiya ve evliyasına da bildirir.

    9- Evliyanın kerameti haktır.

    10- Eshab-ı kiramın hepsi cennetliktir. [Rafiziler, (Beşi hariç sahabenin tamamı kâfirdir) derler. Halbuki Kur’anda, tamamı cennetlik deniyor.] (Hadid 10)

    11- Ebu Bekr-i Sıddık, eshab-ı kiramın en üstünüdür.

    12- Mirac, ruh ve bedenle birlikte olmuştur.

    13- Öldürülen, intihar eden eceli ile ölmüştür.

    14- Peygamberler günah işlemez.

    15- Bugün için dört hak mezhepten birinde olmak.

    16- Peygamberlerin ilki Âdem aleyhisselam, sonuncusu Muhammed aleyhisselamdır. [Vehhabiler, Hazret-i Âdem’in, Hazret-i Şit’in, Hazret-i İdris’in peygamber olduğunu inkâr ederler. İlk peygamber Hazret-i Nuh derler. Önderlerine resul [Peygamber] diyen bazı gruplar da, (Nebi gelmez, ama resul gelir) derler. Bunun için de Resulüm diyen zındıklar türemiştir.]

    17- Şefaate, sırata, hesaba ve mizana inanmak.

    18- Ruh ölmez. Kâfir ve Müslüman ölülerin ruhları işitir.

    19- Kabir ziyareti caizdir. İstigase, yani Enbiya ve evliyanın kabirlerine gidip, onların hürmetine dua etmek ve onlardan yardım istemek caizdir. [Vehhabiler ise buna şirk derler. Bu yüzden Sünnilere ve Şiilere müşrik, yani kâfir derler.]

    20- Kıyamet alametlerinden olan Deccal, Dabbet-ül-arz, Hazret-i Mehdi’nin geleceğine, Hazret-i İsa’nın gökten ineceğine, güneşin batıdan doğacağına ve bildirilen diğer kıyamet alametlerine inanmak.

    İmam-ı a’zam hazretleri (Kıyamet alametlerine tevilsiz inanmalı) buyuruyor.

    Bir hadis-i şerif meali:

    (Güneş batıdan doğmadıkça, Kıyamet kopmaz. O zaman herkes iman eder, ama iman artık fayda vermez.) [Buhari, Müslim]

    Güneşin batıdan doğmasını, (Avrupa Müslüman olacak) diye tevil etmek, imam-ı a’zamın sözüne aykırıdır. Hiçbir İslam âlimi tevil etmemiştir. Hâşâ Resulullah, bilmece gibi mi söz söylüyor? Böyle tevil etmek, (elma dersem çık, armut dersem çıkma) demeye benzer. Nitekim (Salat, duadır, namaz diye bir şey yok) diyenler çıkmıştır. O zaman ortada din diye bir şey kalmaz. Bir de Avrupa Müslüman olunca, iman niye fayda vermesin? Güneşin batıdan doğması, ilmen de mümkündür. Dinsizler itiraz eder diye zoraki tevile gitmek gerekmez. Allahü teâlâ, dünyayı şimdiki yörüngesinden çıkarır, başka yörüngeye koyar. Dönüşü değişince, güneş batıdan doğmuş olur.

    21- Ahirette Allahü teâlâ görülecektir.

    22- Kâfirler Cehennemde sonsuz kalır ve azapları hafiflemez, hatta gittikçe artar.

    23- Mest üzerine mesh caizdir.

    24- Sultana isyan caiz değildir.

    (Bu bilgiler, Fıkh-ı ekber, Nuhbet-ül-leali, R. Nasihin, Mek. Rabbani, F. Fevaid’den alınmıştır.)

  17.  

    Cenab ı Allah hepimizi bu dogru itikat üzere yaşamamızı nasip eylesin

  18.  

    amin

  19.  

    aminnn

  20.  

    aminnn

    Allah razı olsun

    “tekrarda fayda vardır 180 kerede olsa” diye bir hadis-i şerif var inşaAllah yanlış hatırlamıyorumdur

  21.  

    anladığım kadarıyla ehli sünnetin ne olduğunu belirleyen insanlar.Kuran da bununla ilgili net bir ifade yok.sadece insani yorumlar…

  22.  

    EHLİ SÜNNET İTİKADININ ÖNEMİ

    İtikadımızı düzeltmeliyiz. İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:

    İtikad edilecek şeylerde, bir sarsıntı olursa, kıyamette Cehennemden hiç kurtulmak olmaz. İtikad doğru olup da işlerde [ibadetleri yapmakta, haramlardan kaçmakta] gevşeklik olursa, tevbe ile ve belki tevbesiz de af olabilir. Eğer af olunmazsa, Cehenneme girse bile, sonunda yine kurtulur. İşin aslı, temeli itikadı düzeltmektir. (1/193)

    Yine İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:

    Her müslüman, Ehl-i sünnet itikadını öğrenmeli, imanını buna göre düzeltmelidir. Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarında yazılı olan itikada uymayan fena, bozuk itikadlar, imanlar, yani bunlara gönül bağlamak, gönlü öldüren bir zehirdir. İnsanı sonsuz azaba götürür. Amelde, ibadetlerde tembellik, gevşeklik olursa, affolunabilir. Amma itikadda gevşek davranmak affolunmaz. Allahü teâlâ buyuruyor ki:

    (Allah [ahirette] şirki [küfrü, bozuk imanı] asla affetmez. Diğer bütün günahları ise, istediği kimselerden affeder.) [Nisa-48]

    O halde ölmeden önce itikadı düzeltmelidir. (2/67)

  23.  

    Doğru olan sadece Ehli Sünenttir diye birşey söz konusu olamaz. Mezhep taassubu yapmayalım.

  24.  

    HAYIR DOĞRU OLAN SADECE EHL-İ SÜNNETTİR DİĞERLERİ BATILDIR.

  25.  

    İyide bunu bir mezhep adı yapamazsınız.. Şia’ya sorsanız onalrda ehli sünnettirler… PEygamber Efendimizin hadislerine göre yaşarlar… Tek farkla bizim bazı ravilerin hadislerini kabul etmezler…

    İmam Şafi ile İmamı Azamın hadis kabul etmedeki kriter farklılıkları gibi…..

    Aramızda pek fark yok… Farklılıklar sadece siyasi… Onu da hallederiz…

  26.  

    EHLİ SÜNNET KRİTERİ

    Her fırka, her grup, benim yolum doğru diyor. İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:

    Hadis-i şerifte, müslümanların 73 fırkaya ayrılacakları bildirildi. Bu 73 fırkadan herbiri, İslamiyet’e uyduğunu, Cehennemden kurtulacağı bildirilen bu fırkanın kendi fırkası olduğunu söylemektedir. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:

    (Her fırka, doğru yolda olduğunu sanarak, sevinmektedir.) [Müminun 53 ve Rum 32]

    Bu çeşitli fırkalar arasında kurtuluş fırkasının alametini Peygamber efendimiz bildirmiştir:

    (Bu fırkada olanlar, benim ve Eshabımın gittiği yolda bulunanlardır.) [Tirmizi]

    Peygamber efendimiz, kendini söyledikten sonra, Eshab-ı kiramı da söylemesine lüzum olmadığı halde, bunları da söylemesi, (Benim yolum, Eshabımın gittiği yoldur. Kurtuluş yolu, yalnız Eshabımın gittiği yoldur) demektir. Eshab-ı kiramın yolunda giden, elbette Ehl-i sünnet vel cemaat fırkasıdır. Cehennemden kurtulan fırka, yalnız bunlardır. (C.1, m.80)

    Bugün çok kimse de kendilerinin Ehl-i sünnet olduğunu söylüyor. Bu bakımdan Ehl-i sünnet itikadının ne olduğunu bilmek şarttır. Bu bilindikten sonra doğruyu, hakkı bilmek zor olmaz.

  27. gülümse:)))
     

    Ehli sünnet diye bir ayrım kuranı kerimde geçmektemidir. ehli sünnet olma şartlarını kim koymuştur. ehli sünnet olmayanlar kafirmidir.

  28.  

    EHLİ SÜNNET İTİKADINI ORTAYA KOYAN

    Ehl-i sünnet itikadını ortaya koyan Resulullah efendimizdir. İman bilgilerini Eshab-ı kiram bu kaynaktan aldılar. Tâbiin-i izam da bu bilgilerini, Eshab-ı kiramdan öğrendiler. Daha sonra gelenler, bunlardan öğrendiler. Böylece, Ehl-i sünnet bilgileri bizlere nakil ve tevatür yoluyla geldi. Bu bilgiler akıl ile bulunamaz. Akıl bunları değiştiremez. Akıl, bunları anlamaya yardımcı olur. Yani, bunları anlamak, doğruluklarını, kıymetlerini kavramak için akıl lazımdır. Hadis âlimlerinin hepsi, Ehl-i sünnet itikadında idiler. Amelde dört mezhebin imamları da bu mezhepte idi. İmam-ı Matüridi ve imam-ı Eşari de Ehl-i sünnet mezhebinde idi. Bu her iki imam, hep bu mezhebi yaydılar. Sapıklara karşı ve eski Yunan felsefesinin bataklıklarına saplanmış olan maddecilere karşı bu tek mezhebi savundular. Bu iki büyük Ehl-i sünnet âliminin zamanları aynı ise de, bulundukları yerler birbirinden ayrı ve karşılarındaki saldırganların düşünüş ve davranışları başka olduğundan, savunma metotları ve tenkitleri birbirinden farklı olmuş ise de, bu hâl, yollarının ayrı olduğunu göstermez. Bunlardan sonra gelen yüzbinlerle derin âlim ve veliler, bu iki yüce imamın kitaplarını inceleyerek ikisinin de, Ehl-i sünnet mezhebinde olduklarını söz birliği ile bildirmişlerdir.

  29.  

    EHL-İ SÜNNET KASİDESİ

    Ehl-i sünnet itikadı, sana önce, lazım olan,

    Yetmişüç fırka var, amma, Cehennemlik geri kalan,

    Müslümanlar, hep sünnidir; cümlenin reisi Numan.

    Cennet ile müjdelendi; imanda bunlara uyan.

    İtikadı sağlam edip; sonra İslamiyet’e bağlan!

    İslamın beş şartını yap; haramlardan sakın heman!

    Bir günahı işler isen, tevbe et, kaçırma zaman!

    Kim ki uymaz İslam’a, bir gün olur, elbet pişman.

    Dinsize sakın aldanma, mahv olursun sen de, aman!

    Tatlı söze inanırsan; olur sonra, halin yaman!

    İki yüzlüler çoğaldı: dışı melek, içi yılan,

    Tuzağa düşürmek için; dost görünür, hem de candan.

    Herkes kendin haklı sanır: Kötü der, bana uymayan.

    İslamiyet terazidir, odur haklıyı ayıran!

    İslam’a uymayan bil ki; doğru yoldan sapık insan.

    Bu söze inanır elbet: Tarihi iyi anlayan.

    Neden doktora koşuyor; herhangi bir yeri ağran?

    Çünkü, ölmek sevmez kimse; her şeyden daha tatlı, can.

    Sonsuz yaşamak arzusu; bende yoktur, var mı diyen?

    Ölmek, yok olmak değildir; kabir hayatına inan!

    Cennet sonsuz, Cehennem de; haber verdi, bunu Kur’an,

    Sonsuz dertten sakınmalı; hatta, olsa da, bi güman,

    Buna inanmayan da var; yarasa kaçar ziyadan.

    Karga çöplükten tad alır; bülbüldür, gülü arayan.

    İslamı elbet sevemez, nefse, keyfe düşkün olan.

    Bu ikisi, bir olur mu? Ayrıdır iyi, fenadan!

    Müslümanlar, hakkı tanır, her mahluka eyler ihsan,

    İmansızlar, yılan gibi; lezzet alır can yakmaktan.

    Aman ya Rabbi elaman; ne müşkilmiş ahir zaman,

    Din bilgisi unutuldu; pek azaldı namaz kılan,

    Mason olanlar, sinsice; dini yıkmakta her yandan,

    Komünistlerde işkence; Müslümana ölüm, zından.

    Bugünkü şaşkın halleri, eylemişti, Resul beyan.

    Demişti: (Bir gün gelecek; garib olur, bana uyan.

    Her evde, çalgı çalınır; işitilmez olur ezan,

    Âlim bulunmaz bir yerde, cahillere kalır meydan!

    Müminler, olur zavallı; kafirler, sanki Süleyman,

    Kadına uyar her erkek; olur evde hakim, zenan,

    Yüksek binalar yapılır; kelb dişi gibi apartman.

    Yolculuk süratli olur; uzaklık kalkar aradan.

    Zeka, çok şey bulursa da; gaflet, gitmez insanlardan.)

    Birgivi kitapta yazdı, eyledi çok hadis beyan:

    Kıyamet alametleri, çıkar, birbiri ardından,

    Alametlerin meşhuru, sarhoş olur; pek çok kesan.

    Âlim diye tanıtılır, dinden haberi olmayan.

    Zâlime ikram olunur, kurtulmak için beladan.

    Hayasızlık pek çoğalır, deyyuslara kalır meydan,

    İnsanların en alçağı, Moskova’da okur ferman.

    Herkes kendin âlim sanır, Müslümana denir nadan.

    Doğru konuşan azalır, yalancı söyler durmadan.

    Çok medh edilen kimsede, bir zerre bulunmaz iman,

    Erkekler de kadın gibi, ipek giyer, sıkılmadan.

    Gına, zina sanat olup, kız yerine geçer oğlan.

    Kadınlar dar libas giyer, hep açılır baldır, gerdan.

    Fitne kaplar her tarafı, adam öldürülür yoktan.

    Bidat yayılır her yere, kalmaz sünnetlere uyan.

    Deccal gibi vicdansızlar, uydururlar binbir yalan,

    Bir kimse doğru söylerse, saldırırlar her taraftan.

    Erkekler dinini bilmez, taşkınlık eder çok nisvan,

    Emir-i maruf unutulur, fısk emir eder şaklaban.

    İslamiyet kötülenir, haram işlenir her yandan.

    Müslümanlık lafda kalır, ses için dinlenir Kur’an.

    Mümine gerici denir, kayrılır mürtet olan.

    Bunların hepsi muhakkak, olur kıyamet kopmadan.

    Büyük alamet Deccaldir, çıkacağı yer, Horasan.

    Sonra, Şam’daki Camie İsa inecek semadan.

    Bir hadisde buyuruldu, (Kızım Fatıma evladından,

    Babası Abdüllah olan, Mehdi adında bir civan.

    Çıkıp dine kuvvet verir, cihana yayılır iman,

    İsa aleyhisselamla, birleşerek ol pehlivan.

    Deccalı da öldürürler, dünya dolar adl-ü eman.

    Yecüc Mecüc adındaki, kavim çıkar sed ardından.

    Sayısı milyonlarcadır, her tarafda dökerler kan.

    Dabbet-ül-erd çıkar sonra, Mekke’de Safa altından.

    Dağ kadar bir hayvandır, ayırır iyiyi fenadan.

    Daha sonraki alamet, güneş, doğacaktır garbdan.

    Kafirler bunu görünce, imana gelecek ceman,

    Fakat, kabul olmaz artık, doğru yola gelen mihman.

    Alametlerin biri de, Aden’den çıkan bir duhan.

    Kâ’beyi yıkacak hem de habeş renkli birkaç yaban,

    Yer yüzünde kalmayacak, büyük nimet olan Kur’an.

    Müslümanlar hep ölecek, yaşayacak Ehli tuğyan.

    Her kötülüğü yapacak, insan adlı canaveran,

    Lakin Hicazdan bir ateş, verip herkese heyecan.

    Şaşkın, azgın dolaşırken, kıyamet kopar na-gehan.

    Daha neler olur, amma söyleyemez onu, lisan.)

    Ne hazindir, ne yazıktır; Mabud oldu, falan filan,

    İlahi, sen korumazsan, olur hep sonumuz giryan.

    Bu irtidad modasında; işimiz suç, günah, isyan.

    İnsanlar, yolu şaşırdı; gemisin kurtaran kaptan!

    Etrafımın zulmetinden, beni de kapladı nisyan.

    Ömür geçti, pek süratle, uyan gönül, artık uyan!

    Hep, bu dünyaya çalıştın; ahiretin oldu ziyan.

    Düştün bedenin peşine, kalbini eyledin viran.

    Akla, ilme hiç uymadın; nefis oldu, sana kumandan,

    Geçti gençlik, hep gafletle; dünya hırsındasın elan.

    Nasihat hiç dinlemedin; yoldan çıktın, sanki sekran.

    Dünya zevklerine daldın; şimdi halin ah-ü figan.

    Hainler aldattı seni; sandın sonsuz bu deveran.

    Didinmeler, boşa gitti; yar olmadı, servet saman!

    İslam’a uyan kimse, anladım olur şadüman,

    Ne yazık, ömrü uçurdum, yeis çöktü, her taraftan,

    Keşke, Kur’ana uysaydım; olurdum, ebedi sultan,

    Dünyaya malik olsa da; kalmıyor insan bi payan!

    Hani Dara ve İskender; hani Roma, hani Yunan?

    Hani Nemrud, hani Firavn; hani Karun, hani Haman?

    Hani Cengiz, hani Hitler! nesi kaldı, zikre şayan?

    Edison, Markoni, Pastör, ahirette bulmaz ihsan!

    Dünyaya fayda verenler; sanma olur, kamil insan!

    Yılandan tiryak yapılır; zehir olur bazen derman!

    Sakın bakma görünüşe, insanın kemali, iman!

    İman eden, tembel olmaz; çalışınız! diyor Sübhan,

    Tembeli ve gericiyi; zem etti Nebiy-yi zişan,

    Bir hadisde buyurdu ki (Rabbe mahbubdur, çalışan!)

    Ruhu da, düşünmek lazım; hep bedeni besler, hayvan!

    Bu bedenin sağlamlığı; geçer, sanki ab-ı revan!

    Evet, beden lazım, Çünkü; odur, ruhumuz taşıyan.

    Her birin korumak gerek, böyle olmalı, Müslüman!

    Nebiyyullah, boş durdu mu? İyi düşün, eyle izan!

    Eshabın hepsi olmuştu; sulhda üstad, harpte arslan.

    Bunları bildiğim halde, nefse uydum, halim lerzan.

    Günahlardan sakınmadım; böyle mi olurdu şükran?

    Hilmi ümidini kesme, Rabbinin ismidir, Rahman!

    İlahi imdad et bize; etrafımız sarmış düşman!

    Kitab, gazete, film, radyo; olmuş hepsi birer şeytan.

    Bunlar doğruyu gösterse; olur idi, hepsi burhan.

    Bilgi, fen kaynakları da; niye aceb, böyle husran?

    Yeni fizik, modern kimya seni gösteriyor, her an!

    Her zerre diyor, Allah var; atomdan ta be asüman!

    Fakat, bunları gören yok; kalplerden silinmiş irfan.

    Hakka inad edenlere; olur dünya elbet zindan!

    Avrupa, Amerika hem; Asya’da da, niçin buhran?

    Çünkü, Hakkı görmüyorlar; kafalarını sarmış duman,

    Maddede yükselmiş amma; haberi yok insanlıktan!

    Rahat, huzur beklenir mi komünizm ve masonluktan?

    Seadete kavuşamaz; İslamlıktan uzaklaşan!

    Moskova radyosu her gün; dine çattı, bu Ramazan.

    Çok alçakça, pek namerdce; İslam’a eyledi bühtan.

    Küfür, devam ederse de; zâlimler kalkar aradan,

    Zâlime imhal ederim; ihmalim yok! dedi Yezdan.

    Müslümanlar üzülmesin; Kuranı hıfz eder Deyyan!

    Tarihde hep böyle oldu; küfürde geldi, Peygamberan,

    Dünyayı zulmet basınca; doğar idi şems-i taban,

    Şimdi de hidayet şemsi; doğacak, Anadoludan!

    Hidayete ermek için; Habibullah, verdi imkan!

    Habib ne demek? Düşünse; kemalini anlar, insan.

    Ya Rab! büyük nebidir O; köleleri, olur sultan!

    Bir kalbe sevgisi dolsa; eder envar, ondan feyzan.

    Niye görünmüyor o şems? Ama olmuş, bütün cihan,

    Sonsuz nimet, büyük şeref; Onu sevmekte, bi güman.

    Onun sevgisine vallah; malım, canım olsun kurban!

    Şekerin tadını bilmez; ağzına koymayan bir an.

    Günahkârım, yüzüm kara; fakat kalbim, aşkla leman.

    Aşkile pek çok yaş döktüm; şahiddir, hak-i Erzincan!

    Bu sevgi, cürme son verdi; halim oldu, nale figan.

    Bilinmez son nefes, amma; seadete budur nişan!

    Nimet, Onu sevmek imiş; oldu bana şimdi ıyan!

    Habibin yanında olsun; bu aşkı bizlere sunan!

  30.  

    hammad anladığım şu ehli sünnet kabul edilen mezhepler,bi teori sadece.ama ehli sünnet kabul edilmeyenlerinde teorileri var.güç kimde ise doğru odur.öz bu bence.

Yorumla